Marka Başvurusunun Kötüniyetli Olması Halinde Diğer Hükümsüzlük Sebeplerinin de İncelenmesi Gerekir

1- Marka Başvurusunun Kötüniyetli Olması

Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/9 hükmüne göre kötüniyetle yapılan başvuruların hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Hükümsüzlük davaları için geçerli olan beş yıllık hak düşürücü süre kötüniyetin varlığı halinde uygulanmaz. Detayları bu yazımızdan inceleyebilirsiniz. Hangi hallerin kötüniyetli başvurusu kapsamında değerlendirileceği ise uygulamada şekillenmiştir. Örneğin şirket ortağının şirketten ayrıldıktan sonra şirket markası için veya benzeri için yaptığı başvuru kötüniyetlidir.  Ayrıca kötüniyetli başvuru halinde bölünmezlik ilkesi gereği sadece ilgili sınıflar yönünden değil markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüz kılınması gerekir. Fakat yayıma itiraz eden veya hükümsüzlük istemi ile dava açan taraf tüm sınıflar yönünden değil de kısmi olarak hükümsüzlük talep etmişse artık taleple bağlılık ilkesi gereği kötüniyetin varlığına rağmen kısmi hükümsüzlük kararı verilmesi gerekir. Detayları bu yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Kötüniyetli başvuru hallerinin incelendiği yazı serilerimiz özeti aşağıda gösterilmiştir:

-Serimizin birinci yazısında şirketten ayrılığın ortağın şirket markasına benzer marka tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu,

-İkinci yazısında kötüniyetin bölünmezliği ilkesi gereği kötüniyetli marka başvurularında sınıf benzerliğine bakılmayacağı,

-Üçüncü yazısında Türkiye’de tescilli olmayan ünlü yabancı markanın aynısının tescilinin kötüniyetli sayılmayacağı,

-Dördüncü yazısında güvenin kötüye kullanılması, ticari şantaj, para koparmak, marka ticareti, başkalarının ticaretini engelleme, distribütörün kendi adına başvuru yapması gibi hallerin kötüniyetli marka tescili sayıldığı,

-Beşinci yazısında işletme devredenin devrettiği işletmeye ait unvanı kendi adına tescil ettirmeye çalışmasının kötüniyetli olduğu,

-Altıncı yazısında önceye dayalı kullanım hakkı sahibinin varlığından haberdar olunmasının kötüniyetli marka başvurusu olduğu,

-Yedinci yazısında inançlı işlem ile veya muvazaalı olarak yapılan marka başvurusunun kötüniyetli marka başvurusu olduğu,

-Sekizinci yazısında işarette yer alan özgün unsurun aynen aktarım yoluyla başvurya konu edilmesi halinde başvurunun kötüniyetli sayılıp sayılamayacağı,

-Dokuzuncu yazısında adi ortaklığa ait işareti kendi adına tescil ettirmek için başvuru yapan kişinin ortaklık dağılmış olsa bile, ortaklık resmi olmasa bile, ortaklığın işareti kullanmadığı sınıfta bile başvuru yapılamayacağı,

-Onuncu yazısında markanın hükümsüzlüğü kararını etkisiz kılmak amacıyla yeniden yapılan başvurunun kötüniyetli sayılacağı açıklanmıştır. 

Bu yazımızda, markanın hükümsüzlüğü istemli davada kötüniyetin varlığına kanaat getirilmesi halinde, sessiz kalma süresinin geçirilmiş olması nedeniyle incelenemeyecek olan diğer hükümsüzlük gerekçelerinin incelenmesinin ve bu gerekçelerle de markanın hükümsüz kılınmasının mümkün olup olmadığı hususundaki Yargıtay kararı incelenecektir.

2- Kötüniyetin Varlığı Halinde Diğer Hükümsüzlük Sebepleri de İncelenir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.06.2025 tarihli, 2024/6894 E. - 2025/4663 K. Sayılı kararı

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket adına tescilli 2008/.... tescil no.lu kale esas unsurlu "....+şekil" ibareli markanın müvekkiline ait "..." asıl unsurlu tanınmış markaları ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2008/... sayılı markanın 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/1-b, 8/1-b, 8/3, 5 ve 35. maddeleri gereğince tescilli olduğu tüm emtialar için hükümsüz sayılmasına, iptaline karar verilmesini talep etmiş. 05.02.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile de davaya konu markanın SMK'nın 7/1-f ve 42/1-a hükümleri uyarınca hükümsüz kılınmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların kapsadığı ürünlerin farklı olduğundan ve markanın bilfiil kullanılması ve seri markaların mevcut olması sebebiyle markanın iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığını, aksi halde dahi tescil tarihinden sonra sessiz kalma yoluyla davacının hak kaybına uğrayıp kale ibaresinin zayıf marka olması sebebiyle davalı markası ile müvekkilinin markasının iltibasa sebebiyet vermeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tarafların inşaat malzemeleri sektöründe faaliyet gösterdikleri, davalı tarafın markalarını tescil ettirdikten hemen sonra tescilden farklı ve davacı markalarına yaklaştırarak kullanmaya başladığı, baştan itibaren davacının ''...'' markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama saiki ile hareket ettiği, marka tescilinde kötüniyetli olduğu, bu durumda sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkının yitirileceğinin savunulamayacağı, davacıya ait dava konusu 2008/... sayılı "..." markası ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında emtia benzerliğinin bulunduğu, dava konusu 2008/.. sayılı "..." markası ile davacının kale unsurlu markaları arasında marka benzerliğinin de oluştuğu, davacı adına tescilli ''..'' ve ''.." markasının yapı kimyasalları ve inşaat malzemeleri bakımından tanındığı, SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüz sayılmasına karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden silinmesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Sonuç Olarak

Markanın tescili tarihinden sonra beş yıllık süre geçmiş ise hükümsüzlüğü talep edilemez. Detayları buradan inceleyebilirsiniz. Eğer başvurunun kötüniyetle başvuruya konu edildiği iddiası ileri sürülmüşse ve kötüniyetin mevcut olduğu kabul edilmişse hak düşürücü süre dikkate alınmaz. Kötüniyetin varlığının kabulü halinde, hak düşürücü süre geçtiği için ileri sürülemeyecek olan diğer hükümsüzlük sebeplerin de ileri sürülmesi mümkün hale gelir ve mahkemece incelenmesi gereklidir.

Yukarıda aktarılan karardan da görüldüğü üzere markanın kötüniyetle başvuruya konu edildiğine kanaat getirilmesi halinde, hükümsüzlük istemi için geçerli olan hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağı, bu nedenle süre yönünden ileri sürülemeyecek diğer hükümsüzlük gerekçelerinin de ileri sürülebilir hale geleceği ve incelenebileceği kabul edilmektedir. Kötüniyetin varlığının kabulü halinde zaten markanın bu nedenle hükümsüz kılınacağı ve diğer hükümsüzlük gerekçelerinin ileri sürülmüş olsa bile incelenmesinin bir öneminin kalmayacağı ileri sürülebilir ise de bu görüşe katılmıyoruz. Mesnet markanın kötüniyet gerekçesiyle hükümsüz kılınması ile karıştırılma ihtimali ya da tescilli ticaret unvanı gibi gerekçelerle hükümsüz kılınması arasında davacı yönünden farklı menfaatler mevcut olabilecektir. Örneğin hükümsüzlük istemli davadan sonra açılacak tecavüz istemli davada bu karar ve kararda belirtilen “karıştırılma ihtimali” değerlendirmeleri kesin delil mahiyetinde olacaktır. Bu yönüyle bu gerekçelerin de incelenip karara bağlanmasında davacının hukuki yararı vardır.

Daha fazla bilgi, marka davaları, marka tescili ve marka danışmanlığı için Whatsapp hattımızdan veya mail yoluyla bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz. 18.03.2026

 

Ecenur Tuncel Uyanık

Av. Ecenur Tuncel Uyanık

Yazar, İzmir Barosu'na kayıtlı Avukat olup, aynı zamanda Türk Patent ve Marka Kurumu'na kayıtlı yetkili Marka Vekilidir. Marka Hukuku alanında çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.