Sonraki Tarihli Unvan Tescili Markasal Kullanım Yoksa Tek Başına Marka Hakkı İhlali Teşkil Etmez
1- Sonraki Tarihli Unvanın Önceki Tarihli Markaya Karşı Durumu
Tescilli marka sahipleri, sonraki tarihli tescilli ticaret unvanlarının markasal kullanım olmasa bile varlığı sebebiyle karıştırılma ihtimali yarattığı gerekçesi ile kullanımın men’i ve unvanın terkini istemi ile davalar açmaktadır. Fakat Yargıtay uygulamasında sonraki tarihli unvanın tescil edilmiş olmasının tek başına önceki tarihli markanın haklarını ihlal etmeyeceği kabul edilmektedir. Tescilli unvanın terkin edilinceye kadar tescil edildiği şekilde kullanımı, kural olarak marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmez[1].
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6818, K. 2025/4422, T. 23.06.2025
"III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının ticaret unvanının 14.10.1994 tarihinde, davalının ticaret unvanının ise 06.02.2012 tarihinde tescil edildiği, davacının unvan tescilinin daha eski tarihli olduğu, davacının “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin 31.01.1996 tarihli olduğu, dolayısıyla davacının gerek ticaret unvanı tescili ve gerekse de marka tescili açısından tarihsel önceliğinin bulunduğu, davalının tescilli unvanını tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullandığı, davacı markasının ve ticaret unvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun ispatlanamadığı, kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanıma dönüşmediği, keza tarafların faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamıyla birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı ve terlik emtiası yönünden olup tanınmışlığı bu alanın dışına taşarak özellikle davalının faaliyet alanında da tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil bulunmadığı, mevcut duruma göre davalının unvan kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarih ve 2019/1692 E., 2020/3239 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere SMK'nın 29/1.(a) hükmü ile yapılan yollama gereği 7/3.(e) bendinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmünün işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7/3 hükmünde işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceğinin düzenlendiği, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilenin işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan SMK'nın 7/3.(e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı AB Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedildiği ve anılan Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi numara 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre ticaret unvanının ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olup, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davalının ticaret unvanının terkinine dair talebe gelince, taraf şirketlerin nev'ileri ve iştigal alanları tamamen farklı olduğu gibi davalı şirketin "..." sözcüğünü ticaret unvanında tescil ve kullandığı tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık 10 yıl boyunca davacı şirketin davalının bu kullanımına sessiz kalması ve arada bunca zaman geçtikten sonra dava açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka korumasının kanunda sayılan hallerle sınırlı olup ticaret unvanının tescilli olduğu biçimde kullanılması halinde esasen ticaret unvanının kullanım amacının bir tacirin diğerlerinden ayırt edilmesini sağlaması, markanın ise bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması amacına hizmet etmesi nedeniyle marka ve ticaret unvanının fonksiyonlarının birbirlerinden farklı olduğu, markasal kullanım dışında tescilli bir ticaret unvanı kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, bu kapsamda davalının “...” ibaresini davacı markasına tecavüz edecek şekilde ticaret unvanından ayrı olarak marka şeklinde kullandığına dair davacı tarafça sunulmuş herhangi bir bilgi, belge ya da delil bulunmadığı, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalının ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılan keşifte davalı işyerinde “...” ibareli herhangi bir ürünün olmadığı, davalının tescilli unvanını tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret unvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, davalı kullanımının ticaret unvanı kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların faaliyet alanlarının ve iştigal konularının da tamamıyla birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı ile terlik emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan kozmetik sektöründe tanınır olduğunu gösterir bir delil de bulunmadığı, mevcut duruma göre davalı yanca unvan kullanımının markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, diğer yandan davalı ticaret unvanının 10.02.2012 tarihinde ticaret sicilinde yayınlandığı ve bu tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık 9 yıl boyunca davacının davalı yanın bu kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.” (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5261, K. 2025/3619, T. 22.05.2025
"Aynı Kanun'un 7/3-e hükmü uyarınca işaretin ticaret alanında ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması da anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca yasaklanabilir. Anılan hükümler uyarınca davalının tescilli ticaret unvanı kullanımı ancak markasal kullanım teşkil ettiği takdirde davacı markasına tecavüz söz konusu olacaktır. Davalının markasal kullanımına ilişkin dosyaya sunulan ve bilirkişi raporunda da incelenen, davalı şirketin web sayfa görüntüsündeki kullanımlarının "..." ibaresi ön plana çıkarılmadan yalnızca ticaret unvanının ticaret sicilindeki tescilli şekli ile olduğu anlaşılmıştır. O halde Mahkemece davalı kullanımlarının tescilli ticaret unvanı kapsamında kaldığı, davalının markasal bir kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir."
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5541, K. 2024/6957, T. 01.10.2024
"Bölge Adliye Mahkemesince, başkaca esasa yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmese de, ticaret unvanının tescil edilmiş olmasının başlı başına tescilli marka hakkının ihlalini oluşturmadığı, ayrıca markasal kullanımın da gerçekleşmesi gerektiği, davalının ticaret unvanının markasal olarak kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı, bu yönde dosyaya yansıyan bir delile de rastlanmadığı, sadece davacı markasıyla benzerliği nedeniyle davalı ticaret unvanının sicilden terkinine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, kararın kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalı adına tescilli 2014/96960 tescil nolu ''... GİYİM'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalının ticaret unvanındaki ''...'' ibaresinin sicilden terkinine yönelik davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir." (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4991, K. 2025/3359, T. 14.05.2025
"Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Evkur Isıtma Soğutma Dayanıklı Tüketim Malları Mobilyaları Tekstil İnşaat Kurumculuk Tar. San. ve Tic. Ltd. Şti. olan ticaret unvanını ... Grup Mağazacılık Dayanıklı Tüketim Malları Mobilya Tekstil İnş. Kuyumculuk San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirilmesi yönündeki taleplerini 08.05.2019 tarihinde Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirdiği ve değişikliğin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 13.05.2019 tarihinde ilan edildiği, terkini talep edilen davalı ticaret unvanının dava tarihi itibariyle değiştirilmiş olduğu, bu nedenle unvan terkinine yönelik talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının, davacı adına tescilli markayı ihtiva eden ticaret unvanının tescil edilmiş olması ve kullanımının men ve ref''e yönelik bir delil oluşturmayacağı, her iki tescil rejiminin farklı kurallara tabi olduğu, markaya tecavüzün söz konusu olması için aynı zamanda markasal kullanımın gerçekleşmesi gerektiği, davalının cevap dilekçesinde kullanıma ilişkin ilgili evrakların dava açılmadan imha edildiğinin ileri sürüldüğü, delil olarak dilekçeye ekli Bismil Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün imha tutanağını sunduğu, tutanak incelendiğinde A 17350 seri numaralı irsaliyeli faturanın imha edildiğinin görüldüğü, ancak bu durumun markasal kullanımın gerçekleştiğine dair bir delil teşkil etmediği, ticaret unvanının tescil edildiği şekilde kullanımının hukuka aykırılık teşkil etmeyeceği, unvanın markasal kullanıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davacının haksız rekabete ve markaya tecavüzün tespitine yönelik bir talebi bulunmadığı halde Mahkemece haksız rekabetin tespitine ve marka hakkına tecavüzden kaynaklı men ve ref taleplerinin kabulüne karar verilmiş olmasının ve markasal kullanımın gerekçede tartışılmamış olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir." (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/669, K. 2025/5447, T. 17.09.2025
"…markadaki okunabilir ve telaffuz edilebilir unsur olması itibariyle öne çıkan ayırt edici unsurun ön planda olan “[...]” ibaresi olduğu, bu açılardan markaların karıştırılabileceği ve iltibasın gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davalının markasal kullanımının, davacı markasıyla benzer olduğu, davalı kullanımının, davacının tescil kapsamındaki mal ve hizmet kapsamında kaldığı, davalının, markanın kapsadığı malların/hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı ve dolayısıyla davalı tarafın bu eylemlerinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, unvanlar arasında ek kısımda kullanılan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan “[...]” ve “[...]” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu, ayrıca şirketlerin faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, davalı şirket ticaret unvanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 52/1 hükmü uyarınca terkin şartlarının gerçekleştiği ancak dava açıldıktan sonra [...] olarak değiştirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davasının kabulüne, davalının davacı adına tescilli "[...]" esas unsurlu marka ve ticaret unvanından doğan haklarına "[...]" ibaresini aynı emtia ve hizmet sınıflarında kullanmak suretiyle tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına, davalının internet ortamı ve fiziki ortamlarda "[...]" ibaresiyle benzer "[...]" ibaresini kullanmasına son verilmesine, davalının "[...]" uzantılı instagram hesabına erişimin engellenmesine, ticaret unvanı açısından dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir." (ONANMASINA)
2- Konunun Unvan Terkini Yönünden Değerlendirilmesi
Sonraki tarihli tescilli unvan ile önceki tarihli tescilli marka arasında karıştırılma ihtimali mevcut ise sonraki tarihli unvan sahibinin markasal kullanımı olmasa bile unvanın terkinine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/8806, K. 2023/2834, T. 09.05.2023
"İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket 07.05.2005 tarihinde kurulmuş olup güvenlik, çevre koruma, temizlik gibi alanlarda faal olduğu ve 2009/44582 numaralı ve "İZÇEV" ibareli tescilli markanın sahibi olduğu, davalı şirket ise 30.05.2014 tarihinde kurulmuş olup geri dönüşüm, metal, nakliye, inşaat, gibi alanlarda iştigal ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde, haksız rekabet ve unvan terkinini talep ettiği ancak davalının markasal kullanımını gündeme getirmediği, ticaret unvanı, tacirleri birbirinden ayırt etmeye yarayan işaret olup kılavuz sözcük ve iştigal alanlarına ilişkin tanımlayıcı sözcükler ve şirket türünü belirten sözcüklerden oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca ticaret unvanına sicil dairesinde, daha önce tescil edilmiş olan bir unvandan ayırt edilmesi gerektiği takdirde ekler konmasının lüzumlu olduğu, aynı Kanun'un 50 inci maddesi uyarınca unvanın usulen tescil ve ilan edilmesinden itibaren kullanım hakkı sahibine ait olduğu, tarafların ticaret unvanlarının kılavuz sözcüklerinin çakıştığı, türleri farklı olan iki şirketin ayırt edici unvan sözcüğünün aynı olduğu, davalı şirketin davacıdan sonra kurulması nedeniyle ticaret unvanındaki kılavuz sözcüğün, davacının hem marka hem de unvanı ile çakışmakla iltibas doğurduğu, davacının markadan ve ticaret unvandan gelen önceliğinin kapsamının, emtia ve iştigal alanı ile sınırlı olduğu, davacı markasının 42. sınıfta bilimsel sınai inceleme araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, bilgisayar hizmetleri ve bunların kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri, grafik sanat tasarım hizmetleri, sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri konusunda tescillendiği, davalı şirketin inşaat, metal, geri dönüşüm gibi iştigal alanları markanın emtiasıyla örtüşmese de davacı markasında mühendislik hizmetleri bulunması nedeniyle benzer ve bağlantılı olduğu, daha önce kurulmuş olan davacı şirketinin iştigal alanının güvenlik, temizlik, ve destek şeklinde özetlenebildiği, davalı şirketin sonradan tescillediği markaların varlığının ticaret unvanının teminatı niteliğinde olmadığı, davacının önceliğini ortadan kaldırmadığı, 07.01.2005 tarihinde kurularak ticari sicilde kaydedilen davacının "İZÇEV" unvanı bakımından 2014 yılında tescil edilen davalıya göre önceliğe dayalı koruma ve bağlı terkin istemlerinin yerinde olduğu, davalı şirketin unvan kullanımının haktan öte zorunluluk da arz ettiğinden unvan terkin edilinceye kadar kullanımının haksız rekabet olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirket adına kayıtlı ticaret unvanından "İZÇEV" ibaresinin terkinine, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir." (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/876, K. 2025/5799, T. 30.09.2025
"İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının "[...] [...] TARIM MAKİNELERİ" şeklindeki ticaret ünvanı ile davacıya ait "[...]" ibareli markalar ve ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, bu nedenle davalının ticaret ünvanında yer alan [...] ibaresinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca terkini şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının ticari ünvanında yer alan "[...]" ibaresinin unvandan terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir." (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6523, K. 2025/3919, T. 02.06.2025
"İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin “...” ibaresini markasal olarak kullandığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, bilirkişi raporlarında da buna ilişkin tespitin yapılamadığı, davalının kendisi adına tescilli “....” markasını kullandığının belirlendiği, bu itibarla markasal bir kullanımının ispatlanamadığından markaya tecavüzün koşullarının oluşmadığı, tarafların ticaret unvanlarının esas unsurların “...” ibaresi olduğu, davacı şirketlerin faaliyet alanlarındaki ulaştıkları bilinirlik düzeyi nedeniyle davalının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin davalının ticaret unvanını farklılaştırmaya yetmeyeceği, davalının ticaret sicile davacıdan çok sonra tescil edildiği, tarafların ortak ve benzer alanda faaliyet gösterdiği, davacıların ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir." (ONANMASINA)
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5270, K. 2023/5115, T. 19.09.2023
"İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2018 tarih, 2017/414 E. ve 2018/326 K. sayılı kararıyla, davalının ticaret unvanının usulüne uygun şekilde tescil edildiği, davalı ticaret unvanının unvan biçiminde değil fakat kılavuz unsurunun öne çıkarılarak kullanıldığı yönünde bir iddia ileri sürülmediği, bu yönde bir delil de sunulmadığı, bu nedenle, davalı ticaret unvanı terkin edilmediği sürece, usulüne uygun olarak tescilinin ve tescilli olduğu şekilde unvan biçiminde kullanımının davacının ticaret unvanına tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmadığı, davacı adına tescilli olan, davacı tarafından uzun süredir kullanılan, tanınmış marka olarak tescil edilmiş bulunan, ayrıca davacı ticaret unvanının eki olarak kılavuz unsuru oluşturan “HİDROMEK” ibaresi ile davalı ticaret unvanının ekinin asli kılavuz unsuru olan “HİDROMER” ibaresi arasında güçlü bir benzerlik bulunduğu, davalı ticaret unvanının ekinde kullanılan “YENİ ANKARA” ibarelerinin tanımlayıcı ve zayıf ibareler olduğu, ayrıca ticaret unvanlarının konusunu gösteren “HİDROLİK”, “MAKİNA” ve “İMALAT” kelimelerinin de her iki ticaret unvanında kullanıldığı, davacı adına tescilli markaların tescil kapsamında ve davacı ticaret unvanının faaliyet alanında yer alan mal ve hizmetlerle davalının ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet alanının da aynı ve benzer olduğu dikkate alındığında, davacı adına tescilli markalar ve davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanı arasında karışıklığa neden olma ihtimalinin yüksek olduğu ve davalının ticaret unvanının terkini koşullarının mevcut bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirketin ticaret unvanın sicilden terkinine, hükmün ilanına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir." (ONANMASINA)
Sonuç Olarak
Tescilli marka sahipleri, sonraki tarihli tescilli unvanların markasal kullanımı mevcut ise bu kullanımların yasaklanmasını ve engellenmesini talep edebilir. Fakat markasal kullanım mevcut değilse salt unvanın tescillenmiş olması marka hakkı ihlali ve haksız rekabet teşkil etmez. Tescilli unvan, unvan gibi kullanımının durdurulması engellenemez ise de tescilli unvanın terkini, markasal kullanım olmasa da talep edilebilecektir. Bu talep için tescilli marka ile sonraki tarihli unvan arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olması ve unvan kapsamında yer alan faaliyet alanları ile marka kapsamında yer alan sınıflar arasında benzerlik/ayniyet olması gerekir. Ticaret unvanı markadan önce tescil edilmiş olsa bile markasal kullanıma konu edilmesi halinde bunun da men'i talep edilebilecek olup bu husustaki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Fakat bu noktada dikkat edilmesi gereken husus önceki tarihli unvana dayalı olarak markanın hükümsüzlüğü için karşı dava açılabileceği hususudur. Zira önceki tarihli unvana dayalı olarak sonraki tarihli markanın hükümsüzlüğü talep edilebilecek olup bunun için markanın fiilen marka gibi kullanılmasının da zorunlu olmadığı yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Bu husustaki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca önceki tarihli unvana dayalı alan adı tescili ve alan adı kullanımının da markasal kullanım teşkil etmeyeceği ve önlenemeyeceği yönündeki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazla bilgi, marka davaları, marka tescili ve marka danışmanlığı için Whatsapp hattımızdan veya mail yoluyla bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz. 23.03.2026
[1] Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4629, K. 2023/6296, T. 30.10.2023: "Davacı vekili 24.10.2015 tarihli dilekçesi ile davanın gerek 6102 sayılı Kanun'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine gerekse 556 sayılı KHK'ya göre marka hakkına yapılan tecavüze dayandığı, davanın konusunun müvekkili şirketin markasına ve ticaret unvanına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i, davalı ticaret unvanının sicilden terkini, unvanın davalı tarafından kullanılması ve markaya tecavüz nedeni ile maddi ve manevi tazminat olduğu belirtilmişse de dava dilekçesine göre davanın tescilli ticaret unvanına dayanılarak açıldığı, marka ile ilgili bir talebin bulunmadığı, ayrıca davalı vekilinin de 31.12.2015 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde markaya vaki tecavüzün önlenmesi hususunda talepte bulunulmadığından, davacı iddiasının genişletmesine muvafakatlerinin olmadığı belirtmiştir.
Tescilli ticaret unvanının korunması 6102 sayılı Kanun'un 52 maddesine özel olarak düzenlenmiş olup "Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları", bu hükümde;
(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." şeklinde belirtilmiştir.
Bu düzenleme dikkate alındığında, davalının ticaret unvanı da ticaret sicilde tescilli olduğundan, tescil edilmiş bir hakkın kullanılması terkin edilinceye kadar tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Yani, salt unvan tescili ve unvanın tescil edildiği gibi kullanılması haksız rekabet oluşturmaz. Bir an için markaya tecavüz hususunun da dava kapsamında olduğu kabul edilse dahi mülga 556 sayılı KHK'nın uygulandığı dönemde marka yönünden de tescilli hakların kullanılması tecavüz oluşturmamaktadır. Nitekim Dairemizin yerleşik içtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD. 09.05.2023 tarihli ve 2021/8806 E., 2023/2834 K. sayılı ilâmı, 02.12.2015 tarihli ve 2015/5855 E., 2015/12898 K. sayılı ilâmı, 09/09/2019 tarihli ve 2018/3702 E., 2019/5160 K. sayılı ilâmı, 26.09.2013 tarihli ve 2012/18615 E., 2013/16853 K. sayılı ilâmı)"