Eski Tarihli Ticaret Ünvanının Markasal Kullanımı Nedeni ile Marka Hakkı İhlali

Ticaret unvanı, bir tacirin faaliyet gösterdiği alanda ayırt edici nitelik taşıyan ve tescil edilebilen bir unsurdur. Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen, tacirin kimliğini belirleyen bir kavram olan ticaret ünvanı, asıl olarak tacirleri birbirlerinden ayırmaya yarayan bir addır. Ticaret ünvanı kullanımı ve tescili TTK bakımından zorunludur. Ticaret ünvanı ve tescilli marka arasında herhangi bir üstünlük bulunmamaktadır. Somut duruma göre hangisinin üstün tutulacağı Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. Maddesinin 6. Fıkrası “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Buna göre bir marka başvurusuna konu işaret, önceki tarihli bir ticaret ünvanını içeriyor ise, ilgilisince yapılacak bir marka başvurusuna itiraz halinde marka başvurusu reddedilir. Marka başvurusuna itiraz edilmemesi sonucu tescillenmiş bir marka için söz konusu hükme dayanarak markanın hükümsüzlüğü istemli dava açılabilir. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7.maddesinde ise tescilli bir markanın başkaları tarafından ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanılması halinde, marka sahibi tarafından kullanımın önlenmesinin istenebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca tescilli bir ticaret unvanının markasal kullanım yoluyla (yani, unvanın tescil edildiği şekilden saparak, belirli bir mal veya hizmetle bağlantılı olarak ticari etki yaratacak biçimde) kullanılması, başkasına ait tescilli bir markayla iltibas tehlikesi doğurabilir. Bu durum, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md. 55 ve devamı hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil edebilir.

Aşağıda paylaşılan kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davalının ticaret ünvanı kullanımının markanın tescilinden önce olması, sessiz kalma nedeni ile hakkın kötüye kullanılması sonucu doğuracağı ve davalının kötüniyetli olmaması nedeni ile davacının ticaret ünvanının terkini talebi reddedilmiştir. Ancak mahkeme davalının ticaret ünvanını ünvansal kullanımın dışında, markasal etki yaratacak şekilde kullanması nedeni ile haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve kullanımın men’ine karar vermiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6597 E. ,  2025/4690 K. Sayılı Kararı

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/313 Esas, 2024/1633 Karar
HÜKÜM :Davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2021/18 E., 2021/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait “... İNŞAAT A.Ş.” ticaret ünvanının 28.01.1970 tarihinde tescil edildiğini ve kuruluşundan günümüze kadar inşaat sektöründe yurt içinde ve yurt dışında yaptığı inşaatlar ve yatırımlar ile belli bir tanınmışlık seviyesine ulaştığını, ayrıca 21.02.1994 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde müvekkili şirket adına marka tescili aldığını, müvekkili şirketin “... İNŞAAT A.Ş.” olan unvanı ile benzer nitelikteki davalı şirketin “... NAKLİYAT İNŞAAT VE TİCARET LTD. ŞTİ.” ticaret unvanının ise 05.01.2005 tarihinde tescil edilmek suretiyle davalı tarafından kullanılmaya başlandığını, müvekkili şirket adına ticaret unvanı ve marka olarak tescilli “... İNŞAAT” ibaresinin davalı şirket tarafından hem ticaret unvanı, hem logo ve hem de www...com.tr adresi/alan adı olarak kullanıldığını, bu durumun üçüncü kişiler nezdinde iltibasa yol açabileceği için davalı şirkete Ankara 35. Noterliğinin 04.03.2016 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, “... İNŞAAT” ibaresinin ticaret unvanı olarak kullanılmaması, mal/hizmet veya ambalajlar üzerine konulmaması, internet ortamı ve reklamlarda kullanılmaması, ticaret unvanının değiştirilmesi ve değişikliğin bildirilmesinin istenildiğini, davalı firmanın web adresi olan www...com.tr isimli internet site adresini en yakın zamanda değiştireceğini, "... İNŞAAT" ibareli ticaret unvanının değiştirileceğini, aynı zamanda piyasaya sürülecek mal, hizmet, ambalaj üzerine konulmayacağını ve internet ortamında kullanılmayacağını bildirdiğini, ancak ne ticaret unvanını ne internet sitesini ne de alan adını değiştirmediğini, davalı firma kullanımlarının tüketici nezdinde karışıklığa yol açtığını, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketin ticaret unvanının iltibas yaratacak şekilde ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanıldığının tespiti ile kullanımının yasaklanması ve ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 02.10.2000 tarihinde “... Nakliyat İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.” unvanı ile kurulduğunu, 16 yıldır ticari faaliyette bulunan müvekkili firmanın inşaat sektöründe belli statüye eriştiğini, davacı firma tarafından müvekkili şirkete ihtarname keşide edildiğini, söz konusu ihtarnameye karşılık keşide edilen ihtarnameyle müvekkili firmanın internet alan adresinde geçen “... İnşaat” ibaresinin değiştirileceğinin davacı firmaya bildirildiğini, müvekkili firma tarafından 18.05.2016 tarihinde alan adı değişikliği için talepte bulunulduğunu, söz konusu sürecin halen devam ettiğini, müvekkili şirketin davacı firmaya ticaret unvanını değiştireceğine dair herhangi bir taahhütte bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari dürüstlüğe aykırı herhangi bir eyleminin mevcut olmadığını, davacı şirketin ticaret unvanı ile müvekkili şirketin ticaret unvanının birbirinden farklı olduğunu, davacının marka tescilini müvekkili firmanın ticaret unvanı tescilinden sonra gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin davacı şirketin ticaret unvanından faydalanmaya ihtiyacı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı tarafa Ankara 35. Noterliği'nin 04.03.2016 tarihli ihtarnamesini gönderdiği, davanın ise 07.06.2016 tarihinde açıldığı, davalı şirketin ticaret siciline 03.10.2000 tarihinde tescil edildiği, davacıya ait "..." esas unsurlu her iki markanın da bu tarihten çok sonra, 24.12.2007 ve 14.08.2008 tarihli başvurular sonucunda tescil edildikleri, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihinden ihtarname ve dava tarihine kadar yaklaşık 16 yıl süre geçtiği, davacının bu süre içinde davalıya karşı ticaret unvanıyla veya marka kullanımıyla ilgili dava açmadığı, başkaca bir yasal yola başvurmadığı, bunun için mücbir bir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanmadığı, genellikle hizmet sektöründe ticaret unvanlarının markasal etki yarattıkları, davacı ile davalının aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle, davacının davalının ticaret unvanından ve marka kullanımından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davalının bu süre içinde ticaret unvanına ve marka olarak kullandığı "... İNŞAAT" markasına belli bir yatırım yaptığı, tanıtımı için emek harcadığı, kötüniyetli olduğuna dair bir delil elde edilemediği, yaklaşık 16 yıl sonra bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 07.06.2016 tarihinde açıldığı, davalının ünvanını 03.10.2000 tarihinde tescil ettirmesinden itibaren yaklaşık 16 yıl sonra, davacının marka başvurularından yaklaşık 8-9 yıl sonra açıldığı, davadan önce Ankara 35. Noterliği'nin 04.03.2016 tarihli ihtarnamesinin gönderildiği, bu süre boyunca başkaca bir yasal yola başvurulmadığı, her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte faaliyet gösterdiği, aradan bunca yıl geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunamayacağı, davalının ticaret ünvanı tescilinin davacı marka tescillerinden eski olduğu, davalının kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığından davacının ticaret ünvanının terkini talebinin reddi gerektiği, davacının Ankara 35. Noterliğinin 04.03.2016 tarihli ihtarnamesine cevaben davalı tarafça keşide edilen 21.03.2016 tarihli cevabi ihtarnamede, www.....com.tr alan adının en kısa sürede değiştirileceği, piyasaya sürülecek mal ve hizmetlerde kullanılmayacağı bildirildiği halde, davalının alan adını kullanmaya devam ettiği gibi, bu alan adlı web sitesinde "A ..." ibaresini markasal olarak kullanarak davacı ile aynı hizmet alanında faaliyet gösterdiği, davalının alan adı ve web sayfasında yer verilen kullanımların ticaret unvanının tescil edildiği şekliyle unvansal kullanımdan öte “...” ibaresinin ön plana çıkarılmak suretiyle ticari etki doğuracak biçimde markasal etki yarattığının tespit edildiği, davalının bu kullanımlarının dava tarihinden sonra da devam ettiği, bu tespitin bir sonucu olarak davalının alan adı ve web sayfalarındaki ticaret ünvanının markasal kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının alan adı ve web sitesindeki kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine, alan adına erişimin engellenmesine, davalıya ait ticaret ünvanının terkini talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin ticaret ünvanı kullanımının davacının marka ve ticaret unvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, meni ile davalının ticaret ünvanının ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Sonuç Olarak

Bir ticaret ünvanının, ünvansal kullanımdan çıkarılarak, ticari etki yaratacak biçimde markasal olarak kullanılması, üçüncü kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açarak haksız rekabet oluşturabilir. Bu durumda, ünvanın tescil tarihi davacı markasından önce olsa dahi, bu tür markasal kullanımların tespiti ve men'i yönünde karar verilmesi gerekir. Ticaret ünvanına dayanarak sonraki markanın hükümsüzlüğü hakkındaki makalemize buradan, ticaret ünvanının alan adı olarak kullanılması ile ilgili makalemize buradan, ticaret ünvanı ve fiili iştigal ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazla bilgi, marka davaları, marka tescili ve marka danışmanlığı için Whatsapp hattımızdan veya mail yoluyla bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz.10.12.2025

Ecenur Tuncel Uyanık

Av. Ecenur Tuncel Uyanık

Yazar, İzmir Barosu'na kayıtlı Avukat olup, aynı zamanda Türk Patent ve Marka Kurumu'na kayıtlı yetkili Marka Vekilidir. Marka Hukuku alanında çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.